E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Uyan Türkiyem Demiş

Değerli dostlar okuyacağınız bu yazı bana ait değil. Alıntı. Yazanında kim olduğunu bilmiyorum. Yalnız yazının sonunda şöyle bir not vardı. (bu mesajı dağıt ta, Bari bi farkındalık oluştur......) Bende bu notu göz önüne alarak, aynı zamanda bir sağlık kuruluşundan emekli biri olarak bu yazıyı sizlerde paylaşıyorum. Ufak değişiklikler yaparak.

Umuyorum faydalı olur. Ortak akılla, kurumsal akılla en kısa zamanda atlatmamız gereken şu sıkıcı günlerimizi evde geçirirken iyi vakit geçirmeye, aynı zamanda ders almamıza faydalı olur kanısındayım.

Uyan Türkiyem

Şu evde kal günlerinin en iyi tarafı, bana düşünmek için epey bir zaman tanımış olmasıydı.

Ben özel sektör de çalışan bir mühendisim. Ben ve çevremde tanıdığım özel sektör çalışanları, paramızın ödenmediği anda projeyi yırtar atarız veya pey der pey işi yaparak kendimizi güvenceye alırız. Yahut olmadı işi bırakırız. Ve olur biter, kimse de bizlere bu işleri yapacaksın, çalışacaksın demez, diyemez de.

İşin doğrusu ve maalesef ayıptır söylemesi ama biz kararlarımızı tamamen kişisel çıkarlarımız doğrultusunda alırız. Aslında ben bütün meslek gruplarının da böyle olduğunu sanıyor ve vicdanım rahat yaşayıp gidiyordum.

Son günlerde bu salgın nedeniyle olsa gerek herkes gibi ben de sağlık camiasını gerçek anlamıyla yeni yeni tanımaya başladığımı fark ettim. Birden eğer onlar da bizim gibi davranırsa diye bir telaş aldı beni.

Öyle ya, olağanüstü bulaşıcılığı olan hastaları ben niye muayene edeyim? Üstelik niçin böylesine bir ölüm riskini göze alayım? Baktım ki olacak gibi değil biraz araştırınca gördüm ki 1 ay önceden izin, rapor, istifa hepsinin zaten yasaklanmış olduğunu öğrendim.

Buna rağmen istifa edenler olursa da bu kişilerin bir daha kamuya alınmayacağı kamu ile iş yapamayacakları yazılmış. Kendi adıma sevindim ama çıkarcı tarafımdan da utandım. İnanın bizim meslek grubuna bu dayatmayı kimse yaptıramazdı.

Mesela ben her 2 bayramda da şehir dışında ki ailemi görmeye ziyarete giderim. Meğer sağlık personeli en fazla bir bayram ki o da nöbetlerini ayarlayabiliyorlarsa gidebiliyorlarmış. Doğru ya adamlar gece gündüz nöbet usulü çalışıyor ve biz tatile giderken de meğer nöbet tutuyorlarmış. Siz hiç Nöbetçi bakkal ya da Nöbetçi fırın duydunuz mu?

Ama gece yarısı canım sıkılıyor şikayetiyle yahut elim kaşınıyor diye acile gidenler varmış. O zaman doktorun birinin de gece yarısı ey fırıncı Çavdarlı bir ekmek istiyorum arzusunu ülkece yerine getirmemiz gerekmez mi.

Üstelik bu adamların maaşları da sabit değilmiş daha çok çalıştırılabilmek amacıyla performansa bağlanmışlar. ve maksimum çalışsa bile bir hekim, maalesef bir hakim/savcı nın aldığı maaşı bile alamıyormuş. Üstelik bir uzman hekim en az 10-12 yıl eğitim alıyormuş.

40 günlük ekstra adli tatiller ve eğitimcilerin yaz tatili aklıma geldi de. Adliye ve milli eğitim personeli çalışmazken, tatildeyken bile maaşlarını tam alırken ne yazık ki sağlık personelinin yıllardır doğru dürüst tatil yapmadığını üzülerek öğrendim.

Aldıkları paranın çoğunun döner sermayeye bağlı olduğunu ve izin alınca da aldıklarıparanın kesildiğini biliyor muydunuz?

Ülkemizde entel muhabbetlerini saymazsak sıklıkla üç yerde HOCAM lafı geçiyor.

1-Hastane

2-Cami

3-Okul

Lütfen Düşünelim. Covid 19 hasta öğrencileri okutacaksın deseler kaç öğretmen okula gider? Ben gitmem.

Covid 19 Hastalar camiye gelecek deseler kaç imam namaz kıldırır? Ben kıldırmam.

Covid 19 sanıkların mahkemesi görülecek deseler kaç hâkim mahkemeyi yürütür? Ben hayatta yapmam.

Ya da Covid 19 Hastalara mal satıp para kazanacaksın deseler kaç tüccar bu işle ilgilenir?

Sizler için haftalardır ailesinden, çocuklarından ayrı kalıp canı pahasına görevine koşan sağlık personeline büyük/küçük gerçek sayın HOCALARIMA en derin sevgi, saygı ve hürmetlerimizi sizler adına ben sunuyorum.

Sövdüğün, dövdüğün, maaşını vergimle ben ödüyorum diyerek aşağıladığın sağlık personeli, yine senin için veya sevdiklerin için canını hiçe sayarak görevi başında.

Sadece bir dakika samimi olarak düşün; SEN YAPAR MIYDIN, SEN YAPABİLİR MİYDİN?

Öylesine çıkarcı bir toplum olduk ki emin olun ülkemizde hiçbir meslek grubu, sağlık personelinin yaptığı bu fedakarlığın yanına bile yaklaşamazdı.

Avrupa da Amerika da görevden çekilenleri izledikçe, İspanya da çalıştıkları bakım evlerini terk edip orada yatanları ölüme mahkûm ettiklerini gördükçe bizim kahraman sağlık personelimize yaşattığımız bütün sıkıntılardan, bütün benliğimle hepimiz adına utanç duydum.

Arkadaşlar taptığımız para anladık ki her şey değilmiş. Sağlıklı bir gün bile en büyük zenginlikmiş. Ve işin garibi bu büyük salgının bize öğrettiğini sağlık personeli zaten biliyormuş. Bizlere karşı gösterdikleri bu olağanüstü sabırları da muhtemelen bu yüzdenmiş.

Uyan Türkiye’m. Sana şifa dağıtan bu insanların çok ama çok ahını aldın.

Mustafa Gürleyen (18.04.2020)

Tarih:18 04 2020 16:21(20996) Facebook'ta Paylaş

3. Yorum: 11 köy 24 04 2020 14:48
bu ülkede iktidarı eleştirmek yasak biz maske bulamıyoruz adam yurtdışına yardim gönderiyor. ağam bizimle eğleniyir.

2. Yorum: ezik halkın evladı 19 04 2020 08:02
evet o kolileri gördük. ülkenin halinide görüyoruz, 18 yılda cumhuriyetin tüm kazanımlarını yandaşa peşkeş çekenleri görüyoruz.. çöpten karnını doyuranları da biliyoruz. neden bugünlere gelindi? hükümetlerin kampanyaları şeffaf yönetilmiyor. özel iletişim vergisi (deprem vergisi) 1999 yılından 2019 yılına kadar 65 milyon toplanmıştı nerede olduğu belli değil. (sonradan toki’ ye aktarıldığı iktidara yakın ulusal bir gazetede ekonomi yazarı tarafından yazıldı. ) işin kötü yanı bu tip sorun yazan hain, terörist ilan ediliyor. 15 temmuz şehitleri için toplanan yardım da açıklanamadı. bu güven krizi nedeniyle muhalefet belediyeler kampanyalar yapmaya çalışıyorlar. artık onlar da engelleniyor. bunları hep görüyoruz..

1. Yorum: milat 18 04 2020 21:26
sayın yazar dünyanın her bir tarafına gönderilen yardım kolilerinde türkiye cumhuriyeti ibarsi ve türkiye bayrak larını gördünüz sanırım


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Günel Halı Eleman İlanı


Buğday da Askıda


Çocuklar ve hayvanlar


Sinop Basınını Rahatsız Eden Olay


İnadın ve İnancın Adı "ERNESTO CHE GUEVARA"


Ahmed Cevad'ın yazdğı Çırpınırdı Karadeniz şiirinin aslı


On Bin Ekmek Faturası


Boyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım Videosu


Hicri Yılbaşı 1 Muharrem 1442


Tatil anılarınız çöp olmasın


TÜRK KİMDİR ?


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Boyabat Gazetesi 15. Yaşında


Paraşütten çeltik tarlaları


2019 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Fiziksel mesafe sosyal yakınlaşma


Korona Virüs Salgını İçin Korunma Yöntemleri


8-9 Şubat Boyabatta Kar Yağışından Görüntüler


5 bin - 30 bin TL'yi aşan faturaların GİB Portalından e-Arşiv olarak Düzenlenmesi


Osmanlıca


Cumhuriyet’e Yazdım


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz






Ekim ayı ziyaretci sayısı:1384733 DtGaNi

* ANASAYFA *