E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Bayramlar…

Yalnız ülkemizde değil, dünyada birçok ülkeyi etkileyen salgın hastalık Korona (Kovit-19) nedeniyle iki milli, bir de dini bayramımızı evde geçirmek zorunda kaldık. Bir de İstanbul’un fethi.

Sokağa çıkma kısıtlaması olması nedeniyle her iki milli bayramımızı balkonlardan İstiklal Marşımızı söyleyip, bayraklarımızı sallayarak kutladık. Dini bayramımız olan Ramazan Bayramı’nı da telefonlaşarak kutlamak zorunda kaldık. Bayram ziyaret demektir ama ne büyüklerimizi ziyaret edebildik ne de ziyaretçi kabul edebildik. Bol bol mesajlaştık.

Milli bayramlarımızda da Ramazan Bayramı’nda da çok güzel şeylerde oldu. Bu Ramazan Bayramı’nda en yakın komşumuzu bile ziyaret edip tatlısını yiyemedik ama balkondan balkona tatlı değerinde sohbetimizi yaptık. Bu bir anı olarak kalacak hayatımızda.

Bunun yanında olumsuz, hoşumuza gitmeyen şeylerde oldu tabi ki. Bir daha olmaması dileklerimle olumsuz olarak yaşadıklarımıza da değineceğim.

Hiç beklemediğiniz bir arkadaşınızdan, tanıdığınızdan bir merhaba sessi duymak hoşunuza gittiği gibi beklediğiniz birinden bu merhabayı duyamamanız insanı üzmüş olabilir. Ya da milli bayramlarda tebrik mesajı gelip, dini bayramlarda gelmemesi, tam tersine dini bayramlarda gelip milli bayramlarda iki cümlelik bir mesajın gelmemesi insanı üzer. Şahsen ben üzüldüm.

Örneğin, Boyabat belediyesinden her dini günlerde tebrik mesajı alıyorum. Bu Ramazan Bayramı’nda da şu mesajı aldım. “Ramazan Bayramınız tebrik eder, sevdikleriniz ile birlikte mutlu, huzurlu ve sağlıklı nice bayramlar geçirmenizi temenni ederim. Şefik ÇAKICI Boyabat Belediye Başkanı B030” 12 Mayıs 2018 tarihinden bugüne buna benzer 56 mesaj almışım. Teşekkürler.

Belediye Başkanım ve onun gibi düşünenler, ben bayramlarımızı bir masaya benzetiyorum. Eğer o masanın bir ayağı topal olursa masa bir işe yaramaz. Üzerine koyduklarımız üzerinde durmaz. Masayı istediğimiz randımanda kullanamayız.

Köyümüz gazilerinden dinlemiştim. Sakarya savaşını anlatırken şöyle demişti. “Havanın açık olmasına rağmen yağmur yağıyor zannettim. Üzerime damlayan yağmur değil, top mermisiyle parçalanan arkadaşımın kanıymış” Bugün güle oynaya kutladığımız milli bayramlarımızda dedelerimizin kanı var. O kan sayesinde de dini bayramlarımızı kutlayabiliyoruz.

Dini bayramlar kadar milli bayramlarımızın, milli bayramlar kadar dini bayramlarımızın da önemli olduğunu düşünüyorum. Sizler ne düşünürsünüz bilmem. SEÇİM sizin değerli dostlar.

Üç aya yakındır salgın hastalık nedeniyle evde kalmak zorunda kaldık. Bu evde kalmayı iyi yönde değerlendirmeye çalıştım kendimce. Biraz daha fazla kitap oluma zamanım oldu. Okuduğum kaynaklardan ve güvendiğim kişilerin yazılarından öğrendiğim kadarıyla milli günlerimiz hakkında son günlerde anlatılanlar doğru değil. Kutlamalarda yeterli değil. Salgın hastalık bahane edilmesin. Dünyada 60 a yakın ülkesine maske ve tıbbi malzeme gönderebiliyorsak buna da bir çare bulabilirdik.

Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Milletvekili Şeref Beyin açılış konuşmasıyla 23 Nisan 1920 de ilan edilen, bir yıl sonra milli bayram, 1929 yılında Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramının bu yıl yüzüncü yılı.

Yüzüncü yılda partili Cumhurbaşkanı da olsa mecliste olması gerekirdi olmadı. Meclis Başkanı da parti genel başkanları yüzüncü yıl nedeniyle toplanan TBMM’ne katılmasalar da oldur dememeliydi.

Çocuğu olmayan ama, çocuklara bayram hediye eden tek lider Atatürk’tür. 23 Nisan’ı çocuklara armağan eden Atatürk, gençlere de 19 Mayıs gününü bayram olarak hediye etmeyi uygun buldu.

TBMM’sinde yüzüncü yıl töreni düzenlemek kadar özgür ve bilgili birey olmalarını sağlamak da önemlidir. Özgür ve bilgili olarak yetiştirilen bir genç, 19 Mayıs Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyorum demezdi.

TRT'de 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle hazırlanan programda arka fonda '19 Mayıs Cumhuriyet Bayramı' görseli yer aldı. İyi eğitim alan, tarihimizi iyi bilen bir görevli bu hatayı yapmazdı. Bu iktidar tarih derslerini de hiç ettiği meydanda.

Bazı basın kuruluşları 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramının 101. Yıl dönümü için hazırladıkları görsele Sultan Vahdeddin ve işbirlikçi Daman Ferit’in resmini de koymuşlar. Kurtuluş mücadelesini başlatmak için Atatürk’ü Anadolu’ya bunlar gönderdi diyorlar. Doğru Vahdeddin’in imzasıyla gitmiştir ama Kurtuluş Savaşını başlatmak için değil, Anadolu’yu işgal eden İngilizlerin işlerini kolaylaştırmak için gönderilmiştir.

Halbuki Atatürk Samsun’a çıktıktan sonra bu kişiler tarafından geri çağrılmış. Gelmeyince de gıyabında idam kararı verilmiştir. Günümüzde ki bazı basın kuruluşları neredeyse Cumhuriyeti biz ilan ettik diyecekler.

Zamanında Rus tankları Berlin’e girene kadar Almanlar Rusya’yı işgal ettik sanıyorlarmış. Çünkü Alman gazeteleri öyle yazıyormuş. Eğer bir ülkenin kendi insanlarını aldatan bir medyası varsa o ülkenin başka düşmana ihtiyacı yoktur.

Atatürk, 7 Mayıs 1924 de Yunus Nadi’ye verdiği demeçte “Anadolu’ya geçmekteki amacım, Türk milletinin yüksek karakterine ve sarsılmaz kararlılık ve inancına dayanmaktı. Başka hiçbir önlemin ülke ve milletin derin yarasına çözüm olamayacağı hakkında kesin inanca sahip olmuştum.”

“İstanbul’dan Samsun’a giden vapur, Karadeniz’e girerken İstanbul ufuklarına baktım. İstanbul halkı için ağladım, gözlerim yaşardı. Ancak bu sevgili kardeşlerin kesinlikle kurtulacağına o kadar emindim ki bu güven benim için avutucu oldu.”

Atatürk, Yunus Nadi’ye verdiği bu uzun demeçte Kurtuluş Savaşını başlatmam, Anadolu’yu düşman işgalinden kurtarmak için ben Vahdeddin gönderdi demiyor. Vahdeddin gönderdi demekteki amaç ne?

56 yaş üstü vatandaşlarımızın ve 20 yaş altı genç ve çocuklarımızın korona virüs nedeniyle sokağa çıkamadığı bu günlerde iki milli, bir de dini bayramla birlikte İstanbul’un fethinin 567 yılını da kutladık. Birçok konuda olduğu gibi İstanbul ile ilgili Atatürk’ün adı geçmedi.

İstanbul’un ilk fatihi Fatih Sultan Mehmet HAN, son fatihi Mustafa Kemal Atatürk’tür. İstanbul’u işgal eden gemiler için “geldikleri gibi giderler” diyen kimdi? Atatürk ve arkadaşları Samsun’a giderken İngiliz askerleri tarafından kontrol edilmedi mi? Niye Atatürk ve arkadaşları unutuluyor?

Unutturmamak, unutulmamak, sağlıklı ve özgür günler dileği ile…

Mustafa Gürleyen (30.05.2020)

Tarih:30 05 2020 13:44(6799) Facebook'ta Paylaş

1. Yorum: r.öztürk 30 05 2020 21:12
peki o zaman burdan bir dahaki yazınızda atatürk ün havzadan vahdettine çektiği telgrafıda yayınlayın bakın orda ne diyor. samsuna geldimde anadolulu nun bu şekilde milli mücadeleye hazır olduğunu tahayyül bile edemezdim. sayın mustafa bey bu telgraf varmı varsa görüşlerinizi alabilir miyiz


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Abdülhamid kimden izin alamadı?


Satılık Arsalar


Covid-19 ve Toplu Taşımada Yeni Görgü Kuralları


Boyabat Ağzında Gün Adları


Boyabat Gazetesi 15. Yaşında


Türkiye de Ne Var Ne Yok


Gölge Adam:Anlayana Sivrisinek Saz, Anlamayana Davul Zurna Az


Paraşütten çeltik tarlaları


2019 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Fiziksel mesafe sosyal yakınlaşma


19 Mayıs Tatil Değil Bayramdır


Modanız Batsın


İsyan ediyorum


Korona Virüs Salgını İçin Korunma Yöntemleri


Çanakkale Şehitlerine


8-9 Şubat Boyabatta Kar Yağışından Görüntüler


Boyabat'ın 2019 yılı nüfusu belli oldu


5 bin - 30 bin TL'yi aşan faturaların GİB Portalından e-Arşiv olarak Düzenlenmesi


Osmanlıca


Cumhuriyet’e Yazdım


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz






Temmuz ayı ziyaretci sayısı:1027374 DtGaNi

* ANASAYFA *