

OSMAN ÇAKIR
23 Eylül 2025
Yaşamın en temel gerçeği, bir başkasının hayatına dokunabilmenin ilk şartının kendi hayatına sahip çıkmaktan geçtiğidir.
"Kendi için yaşamayan, başkası için de var olamaz" sözü, bu gerçeği en yalın ve en güçlü haliyle ifade ediyor.
Dikkat ederseniz, bencillikten bahsetmiyorum, aksine, kendimize karşı duyduğumuz sorumluluktan bahsediyorum. Bu sorumluluk, hem kişisel gelişimimizi hem de toplumsal faydamızı mümkün kılan bir başlangıç noktasıdır.
Kendine sahip çıkmak, sadece maddi varlığını korumak anlamına gelmez. Bu, ruh sağlığımıza, fiziksel sağlığımıza, bilgimize ve yeteneklerimize yatırım yapmak demektir.
Kendini ihmal eden, sürekli başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyan bir birey, zamanla tükenir. Bedenen ve zihnen yorgun düşer. Enerjisi tükenmiş birinden ne ailesine ne de komşusuna gerçek anlamda bir fayda gelmesi beklenemez.
Unutmamalıyız ki, bir ev ancak temeli sağlamsa ayakta kalabilir. Birey de toplumun en küçük ve en temel yapı taşıdır. Eğer bireyler zayıf, mutsuz ve tükenmişse, o toplumun güçlü ve sağlıklı olması mümkün değildir.
Kendimize yatırım yaparak, bilgi ve becerilerimizi artırarak, psikolojik olarak güçlü durarak, aslında çevremizdeki insanlara daha iyi bir örnek oluruz. Onlara destek olabilecek, yol gösterebilecek bir konuma geliriz.
Bu durum, özellikle aile bağları için büyük bir önem taşır.
Çocuğuna yol göstermek isteyen bir anne-baba, öncelikle kendi hayatının kaptanı olmalıdır. Sorunlarını çözebilen, hayata karşı güçlü duran bir ebeveyn, çocuğuna da aynı duruşu aşılar.
Aile içinde huzuru ve güveni tesis etmenin yolu, bireylerin kendi iç huzurunu sağlamasından geçer.Benzer şekilde, komşularımıza ve yaşadığımız topluma faydalı olmanın yolu da buradan geçer.
Elbette, zor durumda olan birine yardım etmek, omuz vermek çok değerli bir davranıştır. Ancak bu yardımı sürdürülebilir kılmak ve daha geniş kitlelere yaymak için öncelikle kendi hayatımızın düzenli ve istikrarlı olması gerekir.
Kendi sorunlarını çözemeyen, yaşamını düzene koyamayan birinin, bir başkasının sorunlarına kalıcı çözümler üretmesi zordur.
Sonuç olarak, kendimize iyi bakmak, bir bencillik değil, bir zorunluluktur. Bu, kendimize ve geleceğimize karşı duyduğumuz bir sorumluluktur.
Önce kendi gemimizin sağlam olduğundan emin olacağız ki, fırtınalı denizde başkalarının gemisine de güvenli bir liman sunabilelim.
Kendimize sahip çıktığımızda, sadece kendi hayatımızı iyileştirmekle kalmayız; aynı zamanda ailemize, komşumuza, memleketimize ve tüm insanlığa dokunan o güçlü ve pozitif enerjinin kaynağı oluruz.
Unutmayın, en büyük iyilik, ilk önce kendinize yaptığınız yatırımdır.
