

OSMAN ÇAKIR
08 Ekim 2025
Yine sizlerle birlikte, sanki bir çay bahçesinde çay içiyormuşuz gibi samimi duygularla yazmaya devam ediyorum.
Şu hayatta hepimiz bir şeylerin kırılıp dağılmasından korkarız, değil mi? İlişkiler, hayaller, kalpler...
Oysa bazen öyle anlar olur ki, kırılmak âdeta bir lütfa dönüşür. Çünkü bazı yollar ancak kırıldıktan sonra görünür olur.
Düşünüyorum da, en derin dönüşümlerim hep o kırılma anlarından sonra geldi. O anlarda kendimi öyle çaresiz hissettim ki...
Ama şimdi bakıyorum da, o çaresizlik beni gerçekten tanımaya başladığım anmış.
Tıpkı bir deniz kabuğu gibi; içindeki incinin oluşması için bir kum tanesinin onu rahatsız etmesi gerekir.
Biz hep güçlü olmayı yeğleriz. Ağlamamak, sarsılmamak, her şeye rağmen ayakta kalmak isteriz.
Ama biliyor musunuz, bazen en insanî hâlimiz o kırılgan anlarımızdır. O anlarda aslında en gerçek hâlimizle var oluruz.
Bir arkadaşım geçenlerde şöyle demişti: "Her şeyi kontrol edebileceğimi sanıyordum, ta ki hayat bana aslında hiçbir şeyi kontrol edemediğimi öğretene kadar." Ne kadar doğru.
İşte kırıldığımızda, düştüğümüzde öğreniyoruz aslında. Kırılmak da hayatın bir parçası.
Peki, ne yapmalı?
Bence ilk önce kendimize şu soruyu sormalıyız: "Bu acı bana ne anlatmaya çalışıyor?" Çünkü her kırılma aslında bir mesaj taşıyor. Belki "yavaşla" diyor, belki "yönünü değiştir" diyor, belki de "kendini daha iyi tanı" diyor.
Sonra, kendimize karşı daha nazik olmayı öğrenmeliyiz. Tıpkı sevdiğimiz birine gösterdiğimiz şefkati kendimize de göstermeliyiz.
"Yeterince iyi değilsin" demek yerine, "bugün bu kadarı yeter" diyebilmeli.
Ve en önemlisi, kırılan yerlerimizi saklamaya çalışmamalıyız. O kırıklar bizim hikâyemiz.
Tıpkı Japonların kırık çömlekleri altınla tamir ederek onları daha değerli kıldığı Kintsugi sanatı gibi... Bizim yaralarımız da bizi biz yapan şeylerdir.
Şu anda belki siz de bir şeylerin kırıldığını hissediyorsunuzdur. Belki kalbinizin, belki hayallerinizin... Ama inanın bana, o kırılan yerlerden yeni bir siz doğacak. Daha derin, daha bilge, daha insan. Çünkü bazı şeyler var ki, ancak kırıldıktan sonra iyileşebiliyor... Tıpkı kırılan bir kemiğin kaynayıp eskisinden daha güçlü hâle gelmesi gibi...
Onun için, kendinize zaman verin. Acınıza saygı duyun...
Ve bilin ki, yaşadığınız her ne ise, geçecektir. Hem de sizi daha güzel bir insan olarak bırakarak.
