
Boyabat Çevre Derneği bu yılın başlarında kuruldu. Derneğin kuruluş amacının önceliği Boyabat'a açılması planlanan ve Boyabat coğrafyasına tesbih tanesi gibi dizilmiş şimdilik sayısı 3 adet olan maden şirketlerini denetlemek ve açılmaması için hukuki mücadelede bulunmak olarak açıklanabilir. Ve bu mücadeleyi yaparken başta Boyabat halkına karşı sorumluluğumuzun olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, Derneğin kuruluşundan bugüne kadar yaptığı çalışmalardan ara ara bahsedeceğiz.
Maden şirketi tarafından halk arasında estirilen bir düşünce hâkim: " Bunlar devletten güçlü. Bunlar yapar. Bunlar zaten işe başladı. Siz dernek olarak boşa uğraşıyorsunuz" gibi olumsuz düşünceler yayılmaya çalışılıyor. Hayır arkadaş, devlet biziz. Biz var isek devlet vardır. Sen, ben, biz yok isek, devlette olmaz, maden şirketi güçlü değil; asıl güçlü olan biziz. Her ne kadar malûm çevreler tarafından yasalar delinmeye çalışılsa da, hukuk bizden yanadır.
Bakınız; Bir bölgeye işletme açılmadan önce bu işletmenin "Çevre Etki Değerlendirmesi" (ÇED) raporu diye bir rapor oluşturuluyor. Ve tüm çalışmalar bu rapora göre yapılıyor. Örneğin açılacak olan bu işletme ne kadar çok ses çıkaracak ne kadar çok toz yapacak, kaç tane eleman çalıştıracak, çevrede yaşayan insanlara zararı olacak mı, doğaya ve hayvanlara nasıl bir etkisi olacak gibi bilgilerin yer aldığı raporun adına ÇED raporu deniyor.
ÇED dosyası hazırlanınca halkı bir araya toplayıp halka bilgi veriliyor. Deniyor ki halka: işte biz burada şu kadar bir gürültü yapacağız, şu kadar bir toz çıkaracağız şu kadar su kullanacağız, bilmem ne kadar havayı kirleteceğiz gibi şeylerden bahsediliyor. Yörede yaşayan halk buna karşı çıkarsa, yapılacak olan bu işten vazgeçiliyor. Çünkü devlet için esas olan o yörede yaşayanların beden ve akıl sağlığı her şeyden daha önemli gelmektedir. Lâkin maden şirketleri bu bölgelere yerleşebilmek için bölgede yaşayan halkın içerisinden kendilerine işbirlikçi bulmakta zorlanmıyorlar. Kimine yüksek ücretli iş vaat ediyorlar. Kiminin arsasını astronomik fiyatlar ile kiralıyorlar. Hatta Boyabat'ın şebeke suyunun altyapısını yenileme sözü bile verebilirler. Bunların hepsi kazmayı vurana kadar. Ondan keri kimseyi tanımazlar.
Şimdi Boyabat'ın Ardıç köyü yakınlarında 2 adet Bakır madeni işletmesi daha kurulmak isteniyor. Şirketin adı: AsyaGold. Bu maden şirketinin ruhsat alanı 2556 futbol sahası büyüklüğünde. Bu şirket diyor ki benim ruhsat alanım her ne kadar böyle büyük olsa da küçük bir alanda kazı yapacağım diyor. Daha küçük bir yerde kazı yapacağım dediği için valilikte buna diyor ki: ben senden ÇED raporu istemiyorum; git oraları dağıt, ağaçları kes, yolları yap, suları harca; ne yaparsan yap burada serbestsin diyor. Var mı böyle bir şey! Bu memleket sahipsiz mi!
Elbette sahipsiz değil. Biz bu durumu geçtiğimiz hafta yargıya taşıdık. Bu ülkede maddi ve siyasi gücü olan aklına geldiğini yapamaz ve yaptırmamak için mücadele etmeliyiz. Vatanseverlik balkona bayrak takmakla olmaz. Vatanseverlik sloganlar ve güzel sözlerle de olmaz. Yanlışları eleştirmek ile hiç olmaz.
Bir diğeri de Yabanlı köyünün sırtlarında bulunan Cengiz Holding'in meşhur Eti Bakır Madeni ile ilgili Çevre Bakanlığı'nda yapılan toplantıda ÇED dosyasına itirazımız haklı bulundu. Bakanlık Cengiz Holding'e yeni bir ÇED dosyası hazırlaması için 3 aylık bir süre tanıdı. Hani bu şirkete güç yetmezdi! Bizler yapılan talana ses çıkarmasak, elbette bunlar güçlü olur.
Ali Erol
